| Saim Altuncu Röportajı | |
| 1 – Kısaca kendinizden bahsedermisiniz? 24 Temmuz 1962 de Eskişehirde doğdum. Babamın görevi gereği, tayin nedeniyle Ankara'ya geldiğimizde ben 2 yaşındaydım. Liseye kadar olan dönemim Ankarada geçti. Sonra İstanbul'a taşındık. İstanbulda profesyonel çalışma hayatımın yanı sıra, AÖ Fakültesi iş idaresi bölümünü bitirdim. Suluboya hayatımın her aşamasında vardı bu arada. Son yıllarda artık tüm zamanımı suluboya aldı diyebilirim. Kişisel ve karma sergiler oluyor, atölyede suluboya severlerle çalışıyoruz. Suluboyayı çok seven ve iyi suluboya yapan insanlar görmekten mutlu oluyorum. 2 – Sanatla ilgilenmeye ne zaman başladınız ? Sanatsal yaklaşım vardı bizim ailede. Abim sürekli resim yapardı sonradan güzel sanatlarda iç mimarlık okudu. Babam teknik ressamdı. Küçükken hatırlıyorum şirketin katıldığı fuarlarda, duvar resimleri ve dekorlar yapardı. Ben de o dönemler karakalem resimler yapardım. 3 – Genel olarak sanata ve özel olarak da resme yöneliminiz nasıl oldu ? Dediğim gibi sanata yakınlık, kitaba yakınlık aile içinde yaşanan şeylerdi. Ben ilk kuramsal resim bilgilerini abimden aldım. Abim "Resim yapmak öğretilmez, çok okumak iyi gözlem yapmak lazım" derdi. İstanbulda suluboyacı ressam Mimar Bülent Çetinor'la bir yıla yakın çalıştım. Daha sonra kısa da olsa Işıl Özışık ve Orhan Gürel'i izleme şansım oldu. 4 – Hangi sanatçılardan etkilendiniz ? Özellikle empresyonistlerin o dönemdeki sosyolojik yapıda gösterdikleri dik duruşlar ve kişisel başarıları çok etkileyici ve de yaptıkları resimler tabiiki. O dönemler için bizim de konuşulacak ressamlarımız var. Ama özelde suluboyada bu ülkeye suluboya lekesinin tadını öğreten Işıl Özışık'tır bence. Onun ardından suluboyacı diye bilinen değerli ressamlarımız vardır. Orhan Gürel, Burhan Özer gibi. 5 – Tekniğinizden biraz söz edermisiniz ? Suluboya aşk, sevgi ve sabır isteyen bir teknik. Uygulaması çok da kolay olmayan, heyecan verici, yapımında rastlantısal efektlerin yakalanabildiği, kararlılık gerektiren, rahatlık ve cesaret isteyen, ehlileştikçe hakimiyetinizin arttığı, su ve boyaya yön vermenin heyecanını yaşatan bir tekniktir. Ben de bu teknikle birşeyler yapmaya çalışıyorum. 6 – Resimlerinizde biçim,kavram,malzeme ve teknik gibi tercihleriniz varmı? Varsa neler ve ne için bunları seçiyorsunuz ? Ben suluboyayı çok seviyorum sanıyorum başka bir malzeme ile resim yapmam. Kavramsal olarak resimlerimde soyut ve figüratif şeylerde yapıyorum. 7 – Çalışmalarınızda hangi kaynaklardan beslenirsiniz ? Genelde içinde olduğum, o anda yaşadığım şeyleri resmediyorum.Herhangi bir belgesel tavır, tarih yada mimari bir kaygıyla resim yapmıyorum. Olan şeyleri izleyicinin gözüne zevk alacağı şekilde yansıtmaya çalışıyorum. 8 – Deyim sanat galerisi hakkında samimi düşünceleriniz? Türkiyede galeri sahibi olmanın zor birşey olduğunu bilerek şunu söylemek istiyorum. Her popüler sokakta galeri açıp, popüler işler yaparak ayakta kalmaya çalışmak nekadar yapay ve geçici ise, Deyim'in galeri hayatına adım atması ve bunca yıldır bildiği işi yapması, o kadar doğal ve başarılı. Başarılarınızın devamını dilerim. |
|




